• (+90) 216 632 44 41 AdexAkademi

Blog

Home Blog

Sel ve su baskınında araç içindekiler nasıl davranmalı?

Su baskını ve sel, maddi kayıplar yaşattığı gibi hayatı da ciddi tehlikeye atıyor. Yağmur suları içinde kalan araçların görüntülerinin ardından vatandaşlar “Böyle bir durumda araç içindekiler ne yapmalı?” sorusunu akıllara getiriyor… Peki sel ve su baskınında araç içindekiler nasıl davranmalı?

Ülkemizde yaşanan su baskını ve sel hadisesinde su birikintileri içinde aracı ile kalan onlarca vatandaş zor anlar yaşadı. İleri Sürüş Teknikleri Uzmanı Mert İntepe, su birikintisi içinde kalan araçların içindekilerin belli bir seviyeye kadar araç içinde daha güvende olacaklarını söyleyerek panikle araç dışına çıkılması durumunda farklı tehlikelerle karşılaşılacağı konusunda uyarıyor.

“ÇALIŞTIĞI SÜRECE ARACA ZARAR GELMEZ”

Sel suyu ve su birikintisine giren bir araçta iki tehlike olduğunu belirten İntepe, bunlardan ilkinin suyun arabanın içine doluyor olması diğerinin ise aracın motoruna ulaşarak motoru durdurması olduğunu söylüyor.

Araç çalıştığı sürece araca zarar gelmeyeceğini aktaran İntepe; “Ama su girmesinden dolayı araba stop ederse suyun içinde arabanın marşına basmaya çalışmayın. Çok daha büyük zarar verebilirsiniz” diyor.

Aşırı bir su birikintisinin içinde amfibik bir araç dışında hareket etmenin mümkün olmadığını da aktaran İntepe, bu gibi şartların acil durum araçlarının müdahil olması gereken yol şartları olduğunu vurguluyor.

“ARABADAN İNİYORLAR VE BOĞULMA TEHLİKESİ İLE KARŞILAŞIYORLAR”

Su birikintisinde ve akıntıda hareket ederken tekerlekler yere değebildiği sürece kapı filtrelerinden su girmeyeceğini aktaran İleri Sürüş Teknikleri Uzmanı şöyle devam ediyor: 

“Kapı filtreleri buna göre yapılmıştır. Fakat aracınızla hareket edemez konuma geldiğinizde sizin için, aileniz için, aracın içindekiler için tehlike başlıyor. Çünkü yavaş yavaş su içeri girmeye başlayacak. O andan itibaren bir noktada sürüklenmeye başlıyorsanız arabada kalmak biraz emniyetli gibi görünebilir, eğer denize ulaşmıyorsa… Arabadan iniyor olduğunuzda boğulma tehlikesi çok daha yüksektir. İnsanlar arabalarından iniyorlar ve boğulma tehlikesi ile karşılaşıyorlar.”

KORKUP ARABADAN ATLAMAK ÖLÜMCÜL SONUÇLARA YOL AÇABİLİR

Araç içindeyken su seviyesinin ağız – burun hizasına ulaştığı durumlarda yapacak çok bir şey olmadığını belirten uzman isim, suyun ayak seviyesinde olduğu durumlarda ise korkup arabadan atlamanın daha ölümcül sonuçlar doğurabileceğine vurgu yapıyor. Su birikintisine ya da sel sularına girildiğinde öncelikle su seviyesindeki yükselmenin takip edilmesi gerektiğini belirten İntepe şöyle devam ediyor:

 “Su arabanın içinde ne kadar yükseliyor? Çünkü bir dönem sonra suyun içinde oturmak çok zor bir iş. İnsanoğlu üşümeye başladığında, ayak bilekleriniz ıslanmaya başladığında düşünme, konsantrasyon ve reaksiyonunuz değişir. Başka bir şey yapmak istersiniz. O yüzden kendinizi dışarı atmak ihtiyacınız olacak. Belki koltuğa ayaklarınızı toplamak, su koltuk seviyesine gelene kadar arabada beklemek emniyetli bir durumdur. Nereye ineceğinizi bilmiyorsanız hala arabada beklemeniz koltuk seviyesine kadar yeterlidir.”

“ARAÇTAN ATLAYIP YÜZMEYE ÇALIŞMAK ÇOK TEHLİKELİ”

Sel suyunda araç denize doğru gitmiyorsa, sürücüler sokak arasında ise, su araç içindekileri boğma seviyesine gelmemişse önerisinin araçta kalmak olduğunu belirten Mert İntepe; “Bu araba denize doğru gitmiyorsa, sitelerin arasındaki evlerde sokaklardaysa, su seni boğma seviyesine getirmiyorsa çoluk çocukla beraber arabadan atlayıp yüzmeye çalışmak çok tehlikeli…

Çünkü kirli bir su içindesiniz. Zehirlenme oranı çok yüksek. Dere taşmışsa muhtemelen hastalanma oranı çok yüksek. İnsan vücudunun kaldıramayacağı o suda yaşama ihtimali soğuk ile çok zor. Siz 7-8 dakika ancak dayanıyorsunuz. Heyecan ve panik duygusu soğuk ile bunu yönetemiyor” diyor.

Sel suyunda sürüklenen bir aracın içindekilerin emniyet kemerini çıkarmaması gerekliliğinden de söz eden İntepe; “Sürükleniyor musun? Emniyet kemerini çıkarma. Bu sana araç içinde savrulma yaratmasın. Kafanı bir yere çarpıp bayılma yaşama” ifadelerini kullanıyor.

“AÇIK OLAN YOLLARA YÖNELİLMELİ”

Sel ve benzeri afet durumlarında sürücülerin trafiğin açık olduğu yerlere yönelmesi gerektiğinden de söz eden İntepe; “Trafiğin açık olduğu yöne gitmekte fayda var. Açık olan ve su baskını olmayan noktaları radyo gibi aygıtlardan dinleyip o tarafa doğru yönelmekte fayda var. Çünkü dünyanın her yerinde insanlar kasırga olan, sel olan bölgeden başka bir noktaya doğru hareket etmeye çalışır” diyor.

Ülkemizde ki Yollarda Şerit Sayımız ve Genişliğimiz

AŞIRI YOĞUN TRAFİKTE NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

“Araç kullanmak, hayatınızdaki en önemli işlerden biri olmalı.” diyen Mert İntepe; Avrupa ülkelerine göre Türkiye’deki araç ve nüfus oranlandığında trafikte çok az araç olduğundan bahsetti. İntepe: “Türkiye’de bin kişiye düşen araç sayısı 170 civarında. Almanya’da bu sayı 500’e çıkıyor. Bizim biraz birbirimize saygıyı hatırlamamız lazım. Hakkımız olan şeridi ve katılım şeridini doğru kullanmamız gerekiyor. Ani frenler haricinde sadece yavaşlamak için yaptığımız fren yoğun bir trafikte 4 kilometre gerideki aracı etkiliyor.” şeklinde konuştu.

“YOL VE ŞERİT SAYISI BAKIMINDAN AVRUPA’NIN ÖNÜNDEYİZ”

Ülke genelinde 23 milyon araç olduğunu, sadece İstanbul’da hareketli araç sayısının 6 milyon olduğunu hatırlatan İleri Sürüş Teknikleri Uzmanı Mert İntepe: “İstanbul özelinde yol ve şerit sayısı bakımından Avrupa’nın en iyi şehirlerinden daha iyi bir şehirde yaşadığımızı iddia ediyorum. Bütün arterlerimiz 3 şeritli, 4 şeritli yollarımız dahi var. Her şerit 3 metreden daha geniş, her yer bölünmüş yol. Avrupa’da bir trafiği açabilmek için şerit sayısını azaltıyorlar, yolları daraltıyorlar. Sorun biraz bizde… Birbirimize olan saygıyı unutmadığımız sürece trafik sıkışıklıkları olmaz. Emniyet şeridi kullanmak, hızlanmak, şerit disiplinsizliği yoğunlukların en önemli faktörleri. “ açıklamasını yaptı.

ŞERİT DİSİPLİNİNİN ÖNEMİ

Mert İntepe, sadece şerit disipliniyle var olan trafik yükünün azaltılabileceğine vurgu yaptı. Bu konuda oran da veren İntepe: “Şerit disiplini sayesinde trafik yoğunluğu en az yüzde 20 azalır. Boş gördüğünüz şeridi doldurmayın! Kendi şeridinizde sabredin, belirlediğiniz noktaya geldiğinizde diğer araçla aranızda fark olmayacak. Akış hızını tutturamazsanız, ulaşım hızını ve sürdürülebilir trafik akışını sağlayamazsınız. Ani hızlanma ve yavaşlamalar çok da farkında olmadığınız kazalara neden olur. Birkaç araç öne geçmek için yapılan hamleler trafiği sıkıştırıyor, stresin artmasına neden oluyor ve kaza riskini arttırıyor.” ifadelerini kullandı.

“HER ŞEHRİN YOL GÜVENLİĞİ SORUMLULARI OLMALI”

İleri Sürüş Teknikleri Uzmanı İntepe, her şehrin kendine ait yol güvenliği sorumluları olması gerektiğini söyledi. Yurt dışındaki örnekleri incelenerek kavşaklar, katılımlar gibi kritik noktaların dizayn edilmesi gerektiğini kaydeden İntepe: “Trafik insan odaklıdır. İnsana davrandığın gibi diğer araç sürücülerine de saygılı olmalısın. Kazaların nedenleri arasında mimari hatalar da olabiliyor. Şimdiden trafik mimarisinden konuşmak lazım.” değerlendirmesinde bulundu.

3 “T” KURALI

“Trafikte Tehlikeyi Tanımla” kuralının öneminden de bahseden Mert İntepe: “Telefon ile uğraşırken bu kuralı zaten kaçırmış oluruz. Sadece sürüşe odaklanılmadığında araç kullanılamaz. Araba kullanmak hayattaki en tehlikeli işlerden biridir. Araç kullanırken başka hiçbir şey düşünülmemeli ki evimize ve sevdiklerimize kavuşabilelim. Her on saniyede bir orta ve yan aynalara bakılmasını tavsiye ediyorum. Özellikle sağ aynanda bir motosikletli var mı ya da ani hareketler yapan sürücü var mı?  Devamlı olarak kontrol etmemiz gerekiyor.” dedi.

ŞEHİRLER ARASI YOLLARDA HANGİ ŞERİT KULLANILMALI?

Radyo Trafik dinleyenlerinden gelen “Şehirler arası yollarda hep orta şeritten mi gitmeliyim?” şeklindeki bir soru üzerine Mert İntepe şu ifadeleri kullandı: “Şehirler arası yollarda diğer şeritler boş ise ve siz düşük bir hızla orta şeritte ilerliyorsanız bu yapacağınız en tehlikeli hareketlerden biridir. Boş yolda senden daha hızlı giden bir sürücü sizi geçmek için sağ şeridinizi kullanabilir ve farkında olmadan ölümcül bir kazaya karışabilirsiniz. Mümkün mertebe sakin bir sürüş yapacaksanız, önümüz de boşsa sağ şeridi kullanın!”

“KÖR NOKTA” NEDİR?

Şehir içi trafiğinde kör nokta kazalarıyla çok sıklıkla karşılaşılabiliyor. İleri Sürüş Teknikleri Uzmanı Mert İntepe: “Bu tür kazalara karışmamak adına ağır vasıta sürücüsünün bizi görmeyeceğini düşünerek araca yaklaşmak gerekmektedir. Ağır vasıtaların sağ aynasının altında ve sağ alt tarafında olmamamız gerekir. Duran trafikte yavaş hareket eden ve çok ağır ilerleyen bu tür araçları geçmek için çoğu zaman binek araç sürücüleri ağır tonajlı araçların sağına giriyor ve aracın kör noktasından kazalar meydana geliyor.” şeklinde konuştu.

Peki “kör nokta” nedir? “Trafikte Yaşam” programında kör noktanın ne olduğu uygulamalı olarak gösterildi.

Yaşama Yol Verin…

Sevdikleriniz için Kırmızı Işıkta bekleyin..

Literatür de Işıklı işaret cihazı diye ifade edilen, trafikteki yaşamımızı ve trafik düzenlemesini sağlayan, hepimizin aşina olduğu ifadesiyle trafik ışıklarının bilinen, bilinmeyen ve az bilinen anlamlarını yazarak sizlerle paylaşmak istedim.

Trafik ışıklarına yaklaşırken sağ taraftaki gibi bir uyarı işareti göreceksiniz. Akılda kalacak bir lisan ile ifade etmek gerekirse bu işaret size; ‘’dikkat, trafik ışıklarına yaklaşıyorsunuz’’ yavaşlayınız demek istiyor.

Yani bu uyarı işaretini gördüğünüzde ne kadar yavaşlamanız gerektiğini düşünmelisiniz, uzun zamandır yanan yeşil ışık, siz yaklaştıkça sarı ışığa ve kırmızı ışığa dönebilir. Durmaya hazırlıklı olmalısınız. Trafik Işıklarının anlamlarını doğru anlarsanız ne zaman duracağınıza karar verebilirsiniz.

Bazı sürücüler trafik ışıklarına yaklaşırken durmak zorunda kalmamak için “ışıkları yenmek” ve hızlanmak için cazip gelirler. Bu güvenli olmayan bir sürüş uygulamasıdır ve sürücülerin kırmızı ışıkta geçerken veya hız yaparken yakalanmalarına neden olabilir ve yayalar için tehlikelidir. Ne zaman durmalısınız? Hangi renk ışıkta durulur?

Trafik ışıklarına yaklaşırken nerede durmanız gerektiğini gösteren şerit işaretlerini maalesef bizim ülke yollarımız da göremezsiniz.

Bu kastettiğim şerit işaretleri bazı ülkelerin kavşaklarında bile var, hatta bisiklet kullanıcıları da unutulmamış, ışıklar kırmızı yandığında bisikletçilerin beklemesi gereken alan olan bir bisiklet kutusu olduğunu bile görebilirisiniz.

Trafik Mühendisleri, “Stop (levhaları)lambaları”, “trafik ışıkları” ve “trafik sinyalleri”, ulaşım profesyonellerinin kavşak haklarının elektronik kontrollerini adlandırmak için kullandıkları etiketlerdir.

Trafiğin genel hareketini düzenlemek ve kontrol etmek için kullanılan trafik ışıklarının kullanım kuralları maalesef birçok ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de ulusal ve uluslararası farklılık göstermektedir.

Trafiğin güvenle akışını sağlamak, araçların ve yayaların yolu sırayla kullanmalarını düzenle­mek amacıyla tesis edilen ışıkların öğretilen anlamları şöyledir.

Kırmızı Işık (Kırmızı Sinyal Işığı ‘’Dur’’ Anlamına Gelir): 

Trafikte kırmızı ışığı gördüğümüz anda ilk aklımıza gelen veya bize ilkokul seviyesinde öğretilen ‘’DUR’’ kelimesidir. Bu arada günümüzdeki okul kitaplarında da öğreti farklı değildir.

Yani aslında sürücülere, kırmızı ışığı görünce geçmemelerini, durmaları öğretilmiştir. Peki o zaman kırmızıda duracaksam, sarı da geçebilir miyim? (bu sorunun cevabını sarı ışık başlığı altında yazmak istiyorum ki, karışık olan kafalarımız daha da karışmasın.) Bu konu enteresan bir muamma.

Sarı Işık (Hazırlan):

Sarı trafik ışığı, yakında kırmızı ışığın geleceğini belirten bir uyarıdır. Yine bize öğretilenlere göre, sarı ışığa yaklaşırken emniyetle durulamayacaksa, normal geçiş yapılır. (İlk duyduğumdan beri anlamakta zorlandığım bir ifadedir. Çünkü trafik kuralları esnetilmemeli ve kişisel bir seçime bırakılmamalıdır.)

Demek ki sarı ışığa yaklaşırken iki seçeneğimiz var. Çoğu durumda, ışık kırmızıya dönmeden önce yavaşlamanız ve aracınızı durdurmaya hazırlanmanız gerekir. Bununla birlikte, nispeten yüksek bir hızda seyahat ediyorsanız, ışık değişmeden önce hızlanmayı ve kavşaktan geçmeyi seçebilirsiniz. Yazarken bana bile tuhaf geliyor, ama siz bunu birçok platformda duyabilir ve buna benzer ifadeleri okuyabilirsiniz.

Yanmış bir sarı ışık; ‘’hızlan’’ mı? ‘’yavaşla’’ mı anlamına mı gelir? Ne dersiniz? Sizce nasıl olmalı?

Hareket halindesiniz ve ışıklar yeşilden sarıya döndü, aniden duracak olsanız arkadan gelenlere tehlike oluşturuyorsunuz, devam ederseniz kanunlara aykırı ve riskli davranış sergiliyorsunuz, hatta sarı da geçerek çok büyük kazalara sebebiyet veren sürücüleri internet videoların da bulmak çok da zor değil. Bulamadınız mı, her akşam TV haberlerinde en az bir -iki adet böyle bir görüntüye rast gelirsiniz. Çünkü maalesef sarı ışık kullanımı ve anlamları hakkında neredeyse her yüz kişinin yüzü de yanlış biliyor ve uyguluyor.

Çünkü fikren sürücülerde sarı ışık, yeşilden sonra yanan ve kırmızı yanmadan önceki geçiş hakkına yardım eden destek olan öğreti var kafamızda.

Lütfen düşünün bir kaza anında arka araçtaki sürücü araçtan inse ve dese ki, ne yapıyorsun sarı da niye duruyorsun, sen deli misin? (Hemen her gün yaşanıyor)ne diyeceksiniz?

Evet kaza olmasa da ama bir his oluşur içimiz de hepimiz biliriz, hatta zihninde de bir şüphe oluşur genelde, acaba EDS kamerası beni yakaladı mı? ben geçerken sarı yanıyordu eminim diyerek yola devam edersin. 2 saniyelik karar zamanında karar vermek çok çok zordur. Belki de ışıklara yaklaşım hızın yanlıştır, zamanında hızınızı yavaşlatmamış olabilir misiniz, ya da uzun zamandır yanan bir yeşil ışığın tehlikelerini hiç duymamış da olabilirsiniz.

Bu makale içerisindeki değinmek istediğim, aslında bu işin doğrusu ve özü nedir? Geçtiğimiz 20-25 belki 30 yıl evvel ehliyet alanlara öğreti, anlatım ve trafikte uygulama farklı olsaydı, çok basit bir anlatım ve anlam farkı ile kavşak kazaları azalır mıydı? Yorum sizin.

Yeşil Işık (Geç):

‘’Sürmeye devam et’’ ya da ‘’Sürmeye başla’’ diye bir ifade kullansak çok da yanlış olmaz sanırım. Bu ışık yanmakta iken kavşak da durmadan geçilir.

Trafik Işıklarının trafikte ışığınızı söndürmemesi için çok basit birkaç önerim var. 

Sarı Işık: ‘’DUR’’                 Kırmızı Işık: ‘’BEKLE’’                     Yeşil Işık: GEÇ

Yanlış okumadınız, evet sarı ışık için DUR yazdım. Çünkü aslında doğru, gerçek ve emniyetli olan budur. Ne kadar saçma ilk defa duyuyorum dediğinizi duyar gibiyim, uluslararası bir internet platformunda konu arattıracak olursanız bu dediğime rastlayacaksınızdır. Hatta Uluslararası internet sitelerinde sarı ışık için kehribar rengi diye ifade edilir.

Siz şehir içinde yasal hız limitinde hareket ederken, sarı ışığı gördüğünüzde durmak için reaksiyon gösterip frene basarsanız, yaya geçidi ihlali yapmadan durup kırmızıda da beklemeye başlarsınız.

Ayrıca size küçük bir hatırlatma yapmak isterim, trafik ışıklarına geldiniz ve ışığın üzerindeki sinyalizasyon da zaman sayacı var,

Yani o süre kadar o ışıkta bekleyeceksiniz anlamına geliyor, yoksa ben mi yanlış biliyorum.

Buraya kadar anlattığım sizin de trafikte hemen her gün yaşadığınız bir gerçek ise, durum aslında çok basit, demek ki kırmızı ışıkta fiziki olarak bekliyormuşuz, hepsi bu. Sadece bize böyle anlatmamış veya böyle öğretmemiş olabilirler. Bu makale vesilesiyle sizlerin de bu konuyu önce çocuklarınıza sonra çevrenize anlatmaya başlamalısınız.

İşte size yurtdışında çocuklara öğretilen en basit görsel, bu görselde stop (DUR) işareti ve yazısı hangi renk trafik ışığında olduğunu fark edeceğinizi düşünüyorum.

Trafiği Yöneten ve Yönlendirenlerin Trafik Işıkları Hakkında Bilinmeyen ya da az Bilinenler:

Kırmızı Işık:

Güzergahın kapalı olduğunu bildirir/ifade eder. Hiçbir yöne hareket edilemez.

    Sarı Işık:

Güzergahın trafiğe kapanmak/açılmak üzere olduğunu ifade eder.

    Yeşil Işık:

Güzergahın Trafiğe açık olduğunu bildirir.

Trafik ışıkları, trafiğin içindeki ‘’yaşama’’ yol verir.

Not: Bu makale de trafik ışıklarının tarihsel geçmişinden bilgiler olmayacak çünkü bu bilgiler internette (oldukça kirli bir halde) var zaten.

Mert İntepe Diliyle Türk Sanat Musikisi Makamından Kış Lastiği

Yine Aylardan …

Yine aylardan Kasım ve konu hakkında söyleyecek sözü olan birçok insan gibi benim de birkaç satır yazasım geldi…

Hani diyorlar ya:

Gidecek yerim mi var?

Diyecek sözüm mü var?

Bunu eller anlamaz

Size ihtiyacım var

Büyük ustanın dediği gibi ‘’sonbahar sanattır, diğerleri mevsim’’ dizeleri bize doğanın rengarenk bir tablo gibi bir hal aldığını ve hüznü anımsatır bu mevsimde. Gerçi, gece sürüş risklerini hatırlar; akşam olunca da hüzünlenirim ben yine…

Hava ne soğuktur ne sıcak, bazen yakıcı bir güneş bazen de romantik yağmur, kimisi için sadece şemsiyeden ibarettir sonbahar kimisi için de kış lastiğinden… Şarkıyı hatırlar mısınız? Sen mühimsin, sen benimsin, mahvolurum yokluğunda…

‘’Yine bu yıl kış lastiksiz içime hiç sinmedi. Dilde dolaştım göz yaşlarım dinmedi’’

“Olur ya, tüm saatler durur da; Yanmaz dersin, yanar da, olmaz mı, olur ya” İşte olmaz denen kazalar öyle bir bir olur ya, işte o yüzden Sezen gibi “ben her bahar âşık olurum” kış lastiklerimize.

‘’Arama hayatın cilvesinde bahane, bizim kış lastiğimiz var hepsinden şahane’’ (sahibinin sesi, Üsküdarlım)

Bir taraftan sonbahar yağmuru berekettir denir, diğer taraftan da ıslak bir zeminde yaşanan kaza kader midir?

‘’Kader diyemezsin sen kendin ettin, yalvarışın çok geç fren kabiliyetini kaybettin’’

İmtiyazlı bir sürüş için vazgeçilmezdir kış lastiği. Hele hele M+S yazıyorsa, yanında bir de Üç Tepeli Dağ İçinde Kar Tanesi (3PMSF) varsa tadından yenmez. Sonbahar yağmuru her tarlaya, her yola sere serpe dağıtır damlacıklarını. Düşen bir çise tanesi görürsen beni hatırla demiştim, biliyorsun, seni ben, ıslak zeminde kış lastiklerinle sevmiştim.

Bana göre küçük, sektöre göre büyük bir hatırlatma ile başlamakta fayda var.

Malumunuz, özel otomobillere zorunlu olmayan kış lastikleri maalesef kanun gereği sadece ticari araçlarda kullanıma zorunludur.

Yük ve eşya taşıyan ticari araçlar grubunda kamyon, kamyonet, çekici, tır, tanker ve otobüs türü araçların tahrikli dingilleri üzerindeki tüm lastiklerinin ve seyir esnasında değiştirilmek zorunda kalınan lastiklerin yerine takılacak lastiklerin kış lastiği olması zorunludur (Amma da uzattın kardeşim stepne desene şuna dediğinizi duyar gibiyim).

Bu arada az bilinen bir konu daha var müsaadenizle kısaca bahsedeyim, 3 yıl önce yayımlanan bir tebliğ gereği; ülkemiz karayollarında seyreden yabancı plakalı araçların da kış lastiği kullanımı zorunludur.

Bu paragraftaki yazacaklarımı hemen herkes biliyordur, her yerde + 7 C derece hakkında bir şey bulur okursunuz, duyarsınız.

Ben sadece anımsatıcı olarak ve usule uygun olsun diye yazıyorum. Normal lastiklerden daha fazla kauçuk içermesinin yanı sıra, kış lastikleri, sırtta daha derin oluklar ve kılcal kanallar ile daha yumuşak bir bileşikten üretilir. Anlayacağınız; Sardı yine sevgilerin, sardı beni kış lastiğim…

Aslında, normal lastiklere kıyasla 10 kata kadar daha fazla kılcal kanallara sahiplerdir.

Kış lastikleri, daha yumuşak bir yapı sağlayan daha yüksek doğal kauçuk içeriğine sahiptir. Lastiklerin kauçuk bileşimi ile yol arasındaki etkileşim, sıcaklıklar yükseldikçe değişir. Bu, lastiklerin kavramasını etkiler. Yaz lastikleri +7 C derecenin altında sertleşirken kış lastiklerinin özel olarak geliştirilmiş bileşimi +7 C derecenin altında bile esnekliği garanti eder.

Bu bir avantaj mıdır?

Bana göre kış lastiği konuşulurken +7 C derece bile konuşulmaya gerek yoktur çünkü, kış lastiği kullanmak zorunlu olmadığına göre, olsa olsa trafik bilinci, trafik kültürü, güvenli sürüş anlayışı gereği kullanılır.

Hatta kış lastiği kullanımı için 1 Aralık – 1 Nisan aralığında takılır diye bir kavram var, hepiniz bunu da çok net biliyorsunuzdur, benim anlatmak istediğim eğer kış lastiği kullanacaksan Aralık beklenmez, 1 Ekim’de de kış lastiği takılır, takılmalıdır.

“Neden?” derseniz cevap aslında çok basit; Sen, kış lastiğini kanun öyle istiyor diye 1 Aralık’ta takabilirsin, fakat fren mesafesi, viraj kabiliyeti, tutunma ve savrulma gibi konuları düşünerek, yol güvenliği bilinci ile, bulunduğun şehrin hava şartlarının değişkenliğine göre karar vermelisin.

Ben ne zaman mı takıyorum kış lastikleri mi? Ben İstanbul’da yaşıyorum ve her sene 1 Ekim de pabuçlar değişir, benim kuralım budur.

Mevsimler Değişti, Kış lastikleri satın almaya değer mi?

“Mevsimler yas tutup çöller ağlasın, mademki sen yoksun şimdi yanımda, karda buzda çıkmam sokaklara” diyorsanız düşünebiliriz.

Yaşadığınız şehirde “çöl sıcaklığı var” diyorsanız tabi ki kış lastiği kullanmak çok mantıklı olmayabilir, kaliteli bir dört mevsim (M+S sembolü olan) lastiği kullanabilirsiniz.

Sonuçta, kış lastiklerine yatırım yapma kararınız kış tahminine ve bütçenize bağlıdır. Yine de uzun bir kış yolculuğuna hazırlık olarak veya en kötü koşullarda araç kullanmak zorunda kalırsanız kış lastiklerine geçmenizi şiddetle tavsiye ederim. “Şiddetin ne hoş, ne güzel şefkatin. Sevdikçe, sevesim geliyor” dediğinizi duyar gibiyim. Ben de size “Ölene kadar peşindeyim bırakmam” diyorum.

Kış lastiklerinin faydaları nelerdir?  

Kış lastikleri ıslak, kuru, karlı ve soğuk zemin tutuşunda mükemmeldir.

Sıcaklık azaldıkça yol tutuşunu koruyacak özelliklerdeki kauçuklardan üretilmiş olması avantaj sağlar.

Kış lastiklerinin desen yapısındaki özel tasarımlar, su ve kar birikintileri kolay tahliye ederek tutunmayı arttırır.

Özel geometrik desenleri sayesinde virajlı yollarda bile maksimum yol tutuşu sergiler.

Karlı zeminlerde yapılan fren testlerinde ortaya çıkan sonuçlara göre 50km/h ile frene bastığınızda yaz lastiği ile kış lastiği arasında 8 metre civarı bir fark oluşmaktadır.

Soğukta daha fazla güvenlik sağladıkları ve esnekliklerini korudukları için

yaz ve dört mevsim lastiklerine göre çok daha iyi performans gösterirler.

Yanal tutunma performansı için muhteşemdir.

Bu makale genel anlamda ne mevsimsel soğuklar başladığı için, ne de yağmurlar kendini gösterdiği için kaleme alınmıştır. Gerçeklik, iyilik ve yararlılık filtresindeki düşünce hali ile yazılmıştır.

Trafikte duygularınız sizi riske sokabilir. Akıldan kalbe bir yol vardır; kalp ritminizi değiştirmeden hareket edebilmeniz için kış lastiği kullanmanız tavsiyesi ile…

20 Kasım 2023

Arttırın Dönel Kavşakları

Dairesel kavşakların şekillerin oluşmaya başladığı 1970’li yıllardan sonra, 1905 yılında yeni form ile modern kavşaklar oluşturulmaya başlandı. Göbeğin merkez noktasına doğru bağlantı yolları dik açılarda yaklaşır, ve sürücülerin kavşağa girmeden önce, önemli ölçüde yavaşlamasını veya durmasını gerektirir. Mühendisler buna trafik çemberi demişler.

1930’larda Amerika yol departmanı dönel kavşaklar için rotasyon çalışmaları başladı, modern kavşaklarda olduğu gib, dönel kavşaklara daha yüksek hızda birleşmesine izin veren, kademeli açıyla giren bağlantı yolları planlandı.

Ancak beklenmedik bir olay meydana geldi, göbeğin tam ortasındaki araçlar, kavşağa hızlı giren/yaklaşan araçlara yol vermek zorunda kaldı (Tam da bu anlattığım örnekleri tekrar bir okuyun lütfen, çünkü maalesef ülkemizdeki dönel kavşaklar böyle işliyor)

Continue reading “Arttırın Dönel Kavşakları”

Altın Madeni ve Güvenli Sürüş

Tanıştırayım; Altın Madeninde çalışan Hitachi ve benimde ilk defa yakın ilişki kurduğum akıl dışı bir makina.
Basit bir iki özellik paylaşayım, tek seferde 250 Ton yük taşıyan bir elektrikli, tek bir tekerleği 40.000 bin dolar olan bu makinanın yüksekliği 11 metre, bu arada tekerleğin yarı boyu seviyesinde duran yeşil montlu arkadaş benim.

Continue reading “Altın Madeni ve Güvenli Sürüş”

AUDİ RS6 Test Ettik

RS6, 0-100 Km- 4 saniye gibi inanılmaz bir zaman, kalbini yerinden çıkaracak gibi oluyor, fakat gazlamaya devam edebilirsen(hakimiyet çok kolay değil)
0-200 Km – 15 Saniye de çıkıyor Bu arada 100 Km’de 40 Litre yakıyor.
Her eve lazım.

Zihnimizdeki Trafik (İletişim) Lisanı

‘’Trafik Risk Yönetiminde Kendinizi Nasıl Hissediyorsunuz’

Diye bir soru sorsam aklınıza ilk ne gelir diyerek başlamak istiyorum. Bazen anlamlandırmak bile güç olabilir bu cümleyi çünkü trafik ortamında riski yönetmek bugüne kadar birçoğumuzun hiç bilmediği bir cümle sayılabilir. Zaten neyi yöneteceğim ki, trafikte risk mi var? biniyorum gidiyorum kardeşim yaklaşımındaysanız bu makaleden keyif alabilirsiniz.

Tecrübelerimize dayanarak ve çocukluğumuzdan bugüne duyumlarımız ile hafızalarımızda yer eden, trafik ortamı için kullandığımız cümlelerden küçük hatırlatma yapmama izin verin;

  • ’’ Vallahi yılda ….. km yol yapıyorum, benden iyi sürücü görmedim ’’
  • ’’Bu yollar benden sorulur’’
  • ‘’Bu yolları avucumun içi gibi bilirim’’
  • ‘’Gözümü kapasam araba kendi gider.’’ diye düşünenlerdenseniz, bu makale de yazılanlar size göre değildir, benim gibi bildiği ile yetinmeyenlere katkı sağlar.

Evet bu cümleler hepimizin bildiği, Trafiğe ait çevremizden etkilenerek, duyumlar ile oluşmuş Ego ve Dikkat Dağınıklığı sebepleridir,

  • Bizim mahalledeki Ahmet abiyi hatırladın mı? sürekli uzun yol giderdi.
  • Sen benimle dalga mı geçiyorsun ya, benim ömrüm yollarda geçti ne Ahmet abisi,
  • Abi gitmiş 1.4 Litre motor araba almışın, gelmiş hızlı giderim diyorsun, komik misin?
  • Baba Egzost’u değiştirdim, helezonları da kestirdim, viraj benim işim diyorum.
  • Çelik jant takmazsan araba yere oturmuyor kardeşim, k.çı hava da kalıyor.
  • Yan yan gidiyorum oğlum, nasıl gazlıyorum görmen lazım vs, ifadeleri de farklı bir iletişim dilidir trafik için.
Continue reading “Zihnimizdeki Trafik (İletişim) Lisanı”
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12